Archive for the 'publications' Category

Restoration and Adaptive Reuse of Modern Architectural Heritage

June 17, 2017

Case Study: Great Warehouse of the Kayseri Sümerbank Textile Factory
Burak Asiliskender, Nilüfer Yöney / AGU
REHAB 20173rd International Conference on Preservation, Maintenance and Rehabilitation of Historical Buildings and Structures
Braga/Portugal, 14-16 June 2017

Kayseri Sümerbank Textile Factory Complex (Ivan Nikolaev for Turkstroj, 1932-1935), one of the most important examples of Modern Architectural Heritage in Turkey, has been abandoned through privatization in 1999 and allotted to Abdullah Gül University in 2012 to be used for higher education. The so-called Great Warehouse, a long and narrow building measuring 135x45m and 6,000m2 and planned as a high single-story space, designated with a function centering on education in the master plan, became the focus of the first restoration and adaptive reuse project at the campus. Following the completion of the design project in 2014, the implementation took one-and-a-half years and the building was opened in September 2016.

REHAB   Conference Program

Advertisements

Tasarımcılar Kartal’da

June 9, 2017

Kartal/Sanayi/Yeni Merkez
Burak Asiliskender
Buket Metin

workshop, 9-12 Haziran 2017
Kartal, Büyük Ada / İstanbul

Kentsel sorunları “Tasarım, Araştırma, Katılım” yoluyla ele alan TAK Kamp etkinliğinin 4’üncüsü, 20 üniversiteden 200 tasarımcının katılımıyla Kartal’da!

tak-kartal-sanayi

#tasarimcilarkartalda  #takortak #tasarimatolyesikartal
takortak.org 

Fabrikadan Üniversite Kampüsüne: AGÜ Sümer Kampüsü

January 19, 2017

Burak Asiliskender, Nilüfer Baturayoğlu Yöney
Arkitera, Süperkent Kayseri Dosyası

2012 yılında kurulan Abdullah Gül Üniversitesi, yenilikçi bir akademik bakış ve yaklaşımla yapılanmaktadır. Toplumsal fayda üretmeyi merkeze alan eğitim ve araştırma yaklaşımıyla yeni bir üniversite modeli geliştirmektedir. Bilgi ve toplumsal değer üretimini merkeze alan bu yaklaşım, şüphesiz ki bir arada düşünmeye, tartışmaya ve üretmeye imkan veren mekanlara ihtiyaç duymaktadır. AGÜ; birbiri ile sıkı iletişim içinde derslikler, atölyeler, laboratuvarlar ile kütüphane ve sosyal alan kullanımlarının yeniden tanımlandığı açık kampüs düzeninde yapılanmayı ilke edinmiştir. 

AGÜ kampüsünü benzersiz kılan bir başka niteliği ise, ilke edindiği toplumsal değer üretme yaklaşımıyla ele aldığı, erken Cumhuriyet dönemimizin önemli miraslarından biri olan Sümerbank Kayseri Bez Fabrikası ve Lojmanları’nı, yeniden işlevlendirme girişimidir. AGÜ, sadece öğrencileri ve çalışanları için bir kampüs ve kullanım mekanları üretmek yerinde, Kayseri ve çevresinde yaşayanları bilim ve sanatla buluşturacağı açık bir kampüs oluşturmaktadır. Fabrika yerleşkesi içerisinde bulunan yapıların özgün değerlerinin korunarak, yeniden işlevlendirilmesi yaklaşımıyla da mimari kültürel mirasımızın korunmasına ve sürdürülebilirliğine örnek bir uygulama ortaya çıkarılması ilke edinilmiştir. AGÜ Sümer Kampüsü’nde gerçekleştirilen restorasyon ve yeniden kullanım projeleri, özgün mimari tasarım, mekan düzeni ile yapı malzeme ve teknolojileri ile tesiste gerçekleştirilen sanayi üretiminin ekonomik, toplumsal ve kültürel izleri korumaya odaklanmıştır. Zaman içinde eskimek ve bozulmakla birlikte, tesiste yer alan yapı ve açık alanlar dönemin yapı malzeme ve teknolojilerinin ayakta duran belgeleridir. Tesisin tarih içinde gelişimine tanıklık etmeleri bakımından, nitelikli dönem müdahalelerinin korunması da ilke olarak kabul edilmiştir.

Fabrika’nın üretimine son verildiği 1999 yılından AGÜ hizmetine verildiği 2012 yılına kadar geçen sürede, özgün makine ve teçhizatın büyük oranda kaybolduğu izlenmektedir. Bu nedenle, yeniden kullanım projeleri üretim süreci yerine, daha iyi korunmuş olan yapıların kendisine odaklanmıştır. Çağdaş müdahaleler ile özgün mimari ve teknolojik özellikleri ortaya çıkarmak ve yeni ile eskiyi her ölçekte birbirinden ayırt ettirmek amaçlanmıştır. Bu sayede, mevcut yapı stoğunun etkin kullanımı ve tüm yönleriyle sanayi mirasının korunması arasında bir denge kurulmakta; eski ve özgün olanlar yadsınmadan, yeni işlevler çerçevesinde bir bütünlük kurgulanmaktadır.

tam metin, 10 Ocak 2017

Adaptive Re-Use of Industrial Heritage: Resilience or Irreparable Loss?

September 6, 2016

Nilüfer Baturayoğlu Yöney, Burak Asiliskender, Ayşegül Özer
DOCOMOMO 14th International Conference
Adaptive Reuse, The Modern Movement Towards the Future
Lisbon, 6-9 September 2016

lisbon-poster2b

The restoration and adaptive reuse of industrial heritage buildings and complexes, which present structurally and functionally resilient shells, provide us with an interesting dilemma in theory and practice: Made of hard wearing materials to house straining functions and to last as long as possible, they are also flexible enough to adapt to almost any new purpose as a container. However, the presence of original machinery and equipment as well as designs based on machine-buildings may reduce the possibilities of adaptive re-use to a museum, where the buildings exhibit themselves, retaining the social, economic, historic and public aspects of cultural heritage as documents. Although originally built on the outskirts of urban settlements, today most industrial heritage complexes occupy central locations in the metropolitan sprawl of major cities. If disused, they are considered obsolete brownfields by local authorities and citizens despite personal and collective memories that may be attached to them. Their conversion into new uses presents major technical difficulties that require expertise in design and implementation. This paper discusses the theoretical and practical aspects of the adaptive reuse of industrial heritage and inherent problems, focusing on the case of the Sümerbank Kayseri Textile Factory (I. Nikolaev, Turkstroj, 1932-1935), which is being transformed into the campus of Abdullah Gül University. The restoration, renovation and adaptive reuse projects for different components of the complex follow similar principles of preservation and sustainability while they are modified to fit the architectural and technological characteristics of each building. Thus, although conversive and easily adaptable, the preservation of industrial architectural heritage becomes a dilemma between disruption and continuity, which the architects have to solve going beyond the possibilities of mere building stock on the one hand and that of the museum on the other.

www.docomomo2016.com

The Materials and Technology of the Kayseri Sümerbank Textile Factory Buildings

July 6, 2016

Burak Asiliskender, AGÜ

Naturzement und Zementbaustoffe an der Wende zum 20. Jahrhundert – ausgewählte Beispiele
Natural Cements and Cementitious Building Materials at the Turn to the 20th Century – selected examples
July 4, 2016
Universität für angewandte Kunst Wien

The Revalorization of Industrial Heritage

June 25, 2016

AGU Sümer Campus in Kayseri, Turkey
Burak Asiliskender, Nilüfer Yöney / AGÜ

Le Vie dei Mercanti Screen Shot 2016-06-25 at 11.44.05
XIV Forum International Forum
World Heritage and Degradation
Smart Design, Planning and Technologies

Naples, 16 – Capri, 17, 18 June 2016

The Sümerbank Textile Factory in Kayseri (1932-1935) was one of the earliest and largest industrial complexes designed and constructed following the foundation of the Turkish Republic. This was a striking ensemble of buildings with rationalist and functionalist vocabulary, which also functioned as an urban center of social and cultural modernization, providing work and cultural/recreational activities based on a secular and westernized way of life in contrast with the existing traditional society.

The factory went through a number of technological changes during its production history, and was finally closed and abandoned in 1999. The site, located along the northern development corridor of the city, and its buildings soon became derelict and were vandalized. Various projects for its regeneration as a green area were not implemented. National designation followed for the site in 2003 and for the buildings in 2007. However no conservation or adaptive re-use plans were made until the allocation of the complex to Abdullah Gül University in 2012.

Today the complex is being transformed into an urban university campus. The master plan dated 2014 aims to redefine the urban and socio-cultural function of the complex. The open campus concept will welcome the citizens to an architecturally preserved and restored site with a selection of new activities focusing on culture and education at different levels where the spirit and memory of place will be sustained.

www.leviedeimercanti.it

 

transform(n)ation

April 19, 2016

Regeneration and Refunctionalization of the Historical Built Environment: The Positive Conservation of the Industrial Heritage in Turkey
Tarihi Çevrenin Yenilenmesi ve Yeniden İşlevlendirilmesi: Türkiye’deki Endüstri Mirasının Korunması

Adaptive Reuse Seminar Day by RITM(restoration, intervention, transformation, modification)
19 April/Nisan 2016, 09.00-17.00
Yaşar University Faculty of Architecture, İzmir
Y Block A010 Conference Hall

12967446_1143034619081224_3196270392734788680_o

keynote speakers/davetli konuşmacılar
Burak Asiliskender, Abdullah Gül Üniversitesi
Mehmet Alper, Tures Mimarlık
Murat Tabanlıoğlu, Tabanlıoğlu Mimarlık
Han Tümertekin, Mimarlar Tasarım
Deniz Dokgöz, Dokuz Eylül Üniversitesi
Mehmet Saner, İzmir Üniversitesi

13047984_1151407234910629_7052297693530923996_o

event page

Regenerating an Urban Hub

April 1, 2016

The Transformation of the Sümerbank Kayseri Textile Factory to Abdullah Gül University Sümer Campus
Burak Asiliskender,Nilüfer Yöney / AGÜ

Inheriting the City:
Advancing Understandings of Urban Heritage

Taipei, 31 March – 4 April 2016

The Sümerbank Kayseri Textile Factory, designed and constructed in 1932-1935 was one of the largest industrial investments of the young Turkish republic. It soon became a node of technological, social and cultural modernization in the city, providing work as well as culture and recreation based on a new way of life in contrast with the existing traditional society. The rationalist and functionalist architecture as well as the single-family housing constructed in and around the factory became a new hub and soon created new neighbourhoods, pulling the urban developing toward them.

The complex, closed to production and abandoned in 1999, is today being transformed into a new urban hub as the Sümer Campus of Abdullah Gül University founded in 2012. Based on the master plan dated 2014, the open campus concept welcomes the citizens of Kayseri to a place that is physically the same but presents new activities centered on education and culture. The listed buildings in the complex are being restored to house new functions, and are being turned into educational and administrative buildings, laboratories, museums, cultural centers, and social gathering spaces such as club rooms, visitors center, cafes and restaurants. Meanwhile the architectural characteristics of the site and its buildings, its relationship with the urban sprawl of Kayseri and its importance as a memory place in the city are being preserved. The main principle behind the master plan and the restoration projects is to preserve the integrity of the campus and its buildings while transforming them with new additions without degrading the original characteristics but rather adding new value to them. It aims to describe the importance of the original complex for Kayseri and its transformation as a new urban hub of interest.

inheritingthecity.wordpress.com

Modern Mimarlık Mirasının Onarımı ve Yeniden İşlevlendirilmesi

December 2, 2015

Modern Mimarlık Mirasının Onarımı ve Yeniden İşlevlendirilmesi:
Kayseri Sümerbank Bez Fabrikası Büyük Ambar Binası
Burak ASİLİSKENDER, Nilüfer BATURAYOĞLU YÖNEY, Ayşegül ÖZERAfis650

Kagir Yapılarda Koruma ve Onarım Semineri – VII
1-2 Aralık 2015,
Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi, İstanbul

Türkiye Modern Mimarlık Mirasının önemli örneklerinden ve ülkemizin ilk büyük ölçekli sanayi yerleşkelerinden biri olan Kayseri Sümerbank Bez Fabrikası, 2012 yılında eğitim amacıyla kullanılmak üzere Abdullah Gül Üniversitesi’ne tahsis edilmiştir. Kampüste başlayan planlama, ek yapı, esaslı ve basit onarım ve yeniden işlevlendirme çalışmaları halen devam etmektedir. 2014 yılında onaylanan master plan kapsamında eğitim amacıyla yeniden işlevlendirilen Büyük Ambar Binası’nda yeniden kullanım amaçlı restorasyon projesi aynı yıl tamamlanmış, 2015 yılında başlanan uygulama çalışmaları ise tamamlanma aşamasına gelmiştir.

1932-1935 yılları arasında yerleşkenin geri kalanıyla birlikte, Ivan Nikolaev yönetiminde Turkstroj tarafından tasarlanarak Sovyet desteği ile inşa edilen 135×45 m boyutlarındaki tek katlı yapı, yaklaşık 6 bin metrekare kapalı alana sahiptir. Dönemi için geniş açıklıklı olarak tanımlanabilecek betonarme iskelet taşıyıcı sistem, kuzey-güney yönünde dilatasyonla ayrılmış dört farklı bölümden oluşmuştur. Batı cephesi boyunca demiryoluna paralel uzanan kolonat, malzeme nakliyesi amacıyla tasarlanmış olmalıdır. Narin betonarme kolonlar, doğu ve batı cephelerinde 5 m yükseklikten, yapının orta aksında 9 m yüksekliğe ulaşan eğik betonarme plak biçimindeki üst örtüyü desteklemektedir. 20 cm kalınlığındaki narin Kayseri tüfü dış duvarlar, yatay derzlere yerleştirilen ince çelik donatılarla desteklenmiştir. Doğu ve batı cephelerinin üst bölümünde yapı boyunca sürekli bir yatay pencere ile her aks aralığına bir adet olarak yerleştirilmiş demir kapılar ritmik cephe düzenleri tanımlamaktadır. Orta akstaki koridor ise yine doğu ve batı cepheleri boyunca uzanan ikinci bir yatay pencere ile içeriye doğal ışık sağlamaktadır. Kısa kuzey ve güney cephelerinde ise parçalanmış yatay tepe pencereleri ile cephelerin orta aksında birer anıtsal kapı yer almaktadır.

Restorasyon projesi yapıyı yeniden işlevlendirilen bir kabuk olarak ele almaktadır. İçi boş olan yapının, doğu-batı yönündeki özgün bölücü duvarları korunurken, üst kottaki yatay pencereyle aydınlanan orta aksı sürekli hale getirilmektedir. Yapının görece yüksek tavanlı orta kısmında çelik taşıyıcılı olarak tasarlanan iki katlı yeni bir mekan düzeni oluşturulmaktadır. Kutu içinde kutu olarak tanımlanabilecek bu sistem, giriş katında sınıflar ve üst katta açık bir koridor boyunca sıralanan ofisler olarak düzenlenmektedir. 1970 yılında işçi yemekhanesine dönüştürülen kuzey uç bölüm ise yeniden yemekhane olarak düzenlenmekte ve içinde çelik taşıyıcı sistemli bir kutu olarak mutfak oluşturulmaktadır. Taş cephenin zaman içinde hasar görerek ortadan kalkan bölümleri, mevcut açıklık düzenine uygun demir taşıyıcılı şeffaf cephelerle yenilenirken, korunmuş açıklıklar ve bunlara ait pencere ve kapılar onarılarak özgün halinde korunmaktadır. Her iki kottaki yatay pencerelerin iç kısmına, dış cepheden algılanmayan ikinci bir pencere sistemi eklenerek yapının iklim kontrolü sağlanmaktadır. Mantolama gerektirmeyecek ısı geçirgenlik değerlerine sahip Kayseri tüfü dış duvarlar ise, iç yüzeyinden yatay yüklere karşı cam elyafı taşıyıcılı tekstil ile sarılarak güçlendirilmektedir. Özgün betonarme taşıyıcı sistemde yapısal güçlendirme gerekmediğine karar verilmiş olup, yalnızca çatlakları mafsallaşmış düşey elemanlar sac levhalarla sarılarak sağlamlaştırılmıştır.

Uygulanan tüm restorasyon müdahalelerinin temel ilkesi, yapının özgün mimari ve yapısal sistemine zarar vermeden, kolaylıkla ayrıştırılabilir ve gerektiğinde sökülebilir yeni bir mimari ve taşıyıcı sistem oluşturmaktır. Bu bildiri, söz konusu yapıda gerçekleştirilen uygulamaları anlatmakta ve değerlendirmektedir.

kargiryapilardakorumaveonarim.org

From Production to Education; Re-Using Sumerbank Kayseri Warehouse

October 22, 2015

Dalla Produzione All’educazione; Riutilizzo il Kayseri Sümerbank Magazzino
Nilüfer Yöney, Burak Asiliskender / AGÜ

REUSO Valencia 2015
III Congreso Internacional sobre Documentación, Conservación,  y Reutilización del Patrimonio Arquitectónico

Valencia, 22-24 October 2015

Kayseri Sümerbank Textile Factory (1932-1935) designed and funded by the U.S.S.R. was among the first large-scaled industrial establishments and early examples of reinforced concrete construction in Turkey. The Great Warehouse currently under restoration as part of Abdullah Gül University Campus is a long and narrow building measuring 135x45m and will house classrooms, faculty offices, a multi-purpose hall, a refractory and café. The re-use project distinguishes the new additions from the original building through the use different structure, materials and textures: The classrooms and offices
are designed as a freestanding steel structure inside the original wide-spanning skeletal reinforced concrete building. The original concrete surfaces will be left exposed without any enlargements to the narrow element sections while original steel window frames and sliding doors will be preserved in-situ. The demolished sections of the façades will be reconstructed as transparent surfaces. Damaged load-bearing elements will be clad in steel, and structural strengthening interventions will be kept at a minimum in order to preserve the original architectural and structural characteristics.

reuso2015.blogs.upv.es